|
NOEL BABA
(Benim
kafam iyi ho..ho..ho..)
20 Kasım Dünya Çocuk
Hakları Günü’nü de hemen öncesinde yaşanan çocuk cinayetleri,
çocuk tecavüzlerinin gölgesinde kutladık. Tam da çocuk
işçilerle, sistemli olarak ürettiğimiz çocuk gelinlerle
barbarlığımızı kanıtlamak için elimizden geleni yapıyorken
York düşesi Sarah Ferguson çıkıp, çocuk yurtlarındaki
kepazeliği gösterince kimse kalkıp lafını bile edemedi 20
Kasım’ın. Ama düşese kızmayı ihmal etmedik yine de. Çocukların
“özel hayatını” teşhir etmeye nasıl cüret etmişti düşes? Çünkü
bizim gibi “doğal ortamlarında” teşhir etmek çok daha ahlaklı
bir davranış olacaktı. Arabaların önlerine atlayıp cam silmeye
çalışırken ve para çekme makinalarının dar odalarında
uyuklarken ve sokak köşelerinde tiner çekerlerken biz onları
çok güzel teşhir ediyorduk. Çocukların kurban edildiği
cahiliye dönemlerinden bahsedilir ya, hiç farkımız var mı
bakın, bir daha açıp okuyun tarih kitaplarını. Sadece tanrımız
değişmiş. Dostoyevski, “Dünya yüzünde tek bir çocuk acı
çekiyorsa, Tanrı yoktur.” demişti. Ağır hapis cezası istemiyle
yargılanan çocukları düşününce, daha da inandırıcı geliyor
Dostoyevski’nin tezi.
Çocuklarla aramızdaki farkları anlamamızı sağlayan algılama
yeteneklerini yitirmişiz. En son yapılan regl hakkındaki görüş
de önemliydi aslında. Onlar regl oldukları için çocuk
değillerse, biz neyiz? Ya gerçekten insan değiliz, ya da bütün
bunları yapan bir başkası. Belli ki, kalplerimizde biriken
karbon yükü, çok alçalarak bulunabilecek petrol gibi, elmas
gibi değerli bir hale gelmiş. Nereyi kazıyalım söyleyin.
Vicdanlarımızı ortaya çıkarmak için, midemizi, kalbimizi,
ciğerimizi, bütün beyin kıvrımlarımızı kazıyalım.
Bu
cinnetin ortasında Noel Baba’yı hatırlamanın tam zamanı!
Noel Baba
Yaklaşık 17 yüzyıl önce
Antalya’nın Demre ilçesinde yaşayan bir adam vardı. Psikopos,
bizim Nikola, kilisenin karanlık odalarında bambaşka
bir dünya kurmuştu kendisine. Bir kaç yüzyıl sonra, “Saint
Nicholas” olmadan önce, karşılığını almamak için, iyilik
etmenin farklı yollarını kuruyordu hayalinde.
Çok
iyi olan bir adam her zaman fantastiktir. Çok iyi olmak her
zaman, en güçlü ama en zor fantezisidir insanoğlunun çünki.
Süperman’lerin, örümcek adam’ların; köroğlu’ların,
karac’oğlan’ların önemleri yeteneklerinde değil,
iyiliklerindedir. Bizim Nikola’mız da, belki bu topraklarda
yaşadığı için Noel Baba’dan bile fantastikti. Çocuklara,
fakirlere hediyeler dağıtmasıyla ünlü, birçok kültürden
beslenerek oluşan Noel Baba mitinin asıl kaynağı Nikola, öyle
bir şey yapar ki, en popüler bayramın asıl teması haline
gelir.
Nikola, 320’li yıllarda, çeyiz hazırlayamadığı için kızlarını
evlendiremeyen fakir bir adamdan haberi olunca, onlara gizlice
yardım etmeye karar verir. Böylece kızlar da evlenecek, kötü
yola düşmekten kurtulacaklardır. Gecelerden bir gece, üç külçe
altını fakir adamın penceresinden içeri atıverir bizimki.
Rivayet odur ki, bu hediyeler kuruması için şöminenin yanına
asılmış çorapların içine giriverir. Bir söylenceye göre, Noel
Baba’nın da o yüzden şömineden girmesi beklenir. Daha olası
versiyon ise şöyledir: Fakir adam çıkıp karşısında Nikola’yı
görür ve ona teşekkür eder. Nikola ise “Bana değil, Tanrı’ya
teşekkür et” diye karşılık verir. Ve böylece Demre’de gizlice
yapılan yardımları kimin yaptığı anlaşılır.
Etrafına iyilik yapmak için garip yollar arayan bu adam, Roma
İmparatorluğu yönetimince hapsedilen, salıverilip İmparator
Constantine tarafından 325 senesinde kurdurulan şu ünlü
birleştirme konseyinde Arius’un suratına tokat atıp tekrar
içeri girenle aynı adamdır.
Barış
Manço’nun “Ahmet Bey’in Ceketi” şarkısında “kul Ahmet”,
mahallelinin kaldıramadığı cenazenin üzerine ceketi atar ve
bunu yapınca “Ahmet Bey” oluverir. Öldükten sonra yaptığına
inanılan mucizeler ve kerametleri hızla yayılan Peder Nikola
da, sonunda bir azize dönüşür. 12. ve 15. yüzyıllar arasında
Avrupa’da Saint Nicholas ismini alan kilise sayısı 1200
civarındadır.
Kültür Nasıl
Kurulur? (Bozulur)
;
Noel Baba’ya kaynaklık
eden diğer kültürler, inançlar İsa’dan da önceye dayanır.
Mitolojik tanrılardan Odin, Thor ve Satürn bunlardan bazıları.
Romalıların Satürn Bayramı olarak kutladıkları eski yılın son
haftası ve Arap putperestlerin gündönümü eğlenceleri 4.
yüzyılda Noel’e eklenmiş ve Kudüs’ten Batı Avrupa’ya kadar
evrensel hale gelmiştir. kutlamaları, mevcuttur. Noel Baba
figürü hiç şüphesiz çok kültürden beslenerek oluşmuştur. Peder
Nikola’nın gerçekliği, çocuklara senelik hediyeler veren
şamanik tanrı Odin (ya da Wotan) ile özdeşleşerek yola çıkıp,
İskandinavya’dan ren geyiklerini ve kızağını almış; Cermen
dillerinde “Sankt Niklaus”, Belçika ve Hollanda’da yine
mitolojik bir kahraman olan “Sinterklaas” a esin kaynağı
olmuştur.
“Santa
Claus” ise “Sinterklaas” kelimesi ise Hollanda’dan Amerika’ya
giden Amsterdamlılar, yani New York’lular tarafından yanlış
telaffuz edilmesiyle oluşmuştur. Görüldüğü gibi, bugün olduğu
gibi o zaman da bozulma Amerika’da başlamıştır.
Daha
bitmedi! Daha önce de çeşitli çocuk kitaplarında ve
karikatürlerinde Noel Baba figürleri çizilse de, 1862’de
Thomas Nast isimli ABD’li karikatürist “Harper’s Weekly”
dergisinin kapağında Noel Baba’yı bugün bildiğimiz haline en
yakın şekilde resmeder. En son darbeyi ise “Coca-Cola” vurur.
1931 senesinde Haddon Sundblom’um yaptığı çizimlerle Noel Baba
Coca-Cola reklamlarında yerini bulur. Bu kapitalizm eleştirisi
açısından biraz acıklı bir durum da olsa, bizce ortadaki
sadece zaman sorunudur. Coca-Cola, çok hızlı davranmış da
olsa, üretilen bütün değerlerin nihai adresi yine orasıdır.
Rahip de olsanız, aziz de olsanız kurtulamazsınız.
Artık
o, fakir evlerine gizlice hediyeler bırakan bizim Nikola
değildir. Düşük ücrete tabii çilekeşlerin çocuklarını
kandırmaya çalışan “Santa Claus”tur.
Mantar Kültürü
Bilim adamlarının yıllardır üzerinde anlaşamadığı bir konudur
mantarların ne olduğu. Ne bitkidir bu garip canlılar, ne
hayvan. Anlayacağınız, mantarlar öyle yaratıklardır ki,
insanlar bile yapamazken, mantarlar ayrı bir alem
oluştururlar. Tek hücreli mikroorganizmalardan, çok
hücrelilere, çürükçül ve faydalı olanlardan, zehirli veya
tehlikeli enfeksiyonların sebebi olanlara kadar farklı
yönleriyle, değişik şekillerde ilişkiler kurmuşlardır
insanlarla da.
Mantarlar, ekosistemin önemli bir parçası olarak, son 2 milyar
yıldır bitki ve hayvanlarla beraber yaşamanın yanında kullanım
alanlarıyla da önemli olmuşlardır. Ekmek yapımında ve
fermentasyon yoluyla alkollü içkilerin hazırlanmasında, bazı
peynir türlerinin hazırlanmasında mantarlar kullanılmıştır.
İlaç endüstrisinde vitamin ve hormonların elde edilmesinde
günümüzde daha da aktif halde mantarlar kullanılırken, tarihin
en önemli antibiyotiği olan, milyonlarca insanın hayatının
kurtulmasını sağlayan “penisillin” yine bir mantar türünden
yapılmıştır. Ve maalesef, toksik etkili türlerin bazıları
Vietnam ve Afganistan’da biyolojik silah olarak da
kullanılmışlardır.
Mantarların dünyayı nasıl kurtarabileceği ya da yok
edebileceği hakkında bile bir çok araştırma ve makale
yayınlanmıştır. Atom bombasına da mantarla benzerliği
sebebiyle bu yönde anlamlar yüklenmiştir.
Kültür mantarı değil, mantar kültürü vardır.
Gerçek Noel Kültürü?
Biliyoruz ki aklıyla
derdi var insanın. Sürekli bu çirkin dünyadan, bu bitimli
hayattan kurtulmaya çalışan insanın, bir isteği de akıldan
kurtulmaktır. O yüzden, maddeden kaçarken, tekrar ona
yakalanır. Kimi zaman bizi akıldan kurtaracak şeyler maddede
gizlidir çünkü. Maddenin ve dünyanın bir sınav olarak
görülmesindeki asıl espri buradadır.
Bilinç alternatiflerini doğrudan yaratan uyuşturuculardan,
uyarıcılardan söz etmiyoruz. Bunlar zaten fiziksel ve ruhsal
olarak yıkıcı, sağlık için tehlikeli. Ama algılarımıza, beynin
bize oynadığı oyunlara bakınca; alkol, sigara, kahve gibi
masum olanlar bir yana, pahalı bir araba, güçlü bir silah veya
güzel bir kadın da yeterince kuvvetli olabilir. Bilincinizi
çekiştirip sizi iyice sersemletirken farklı bir “kafaya”
geçmek artık o kadar masum değildir.
Mantarların da bazı türleri çok fena uçurur adamı. Halusinojen
olan türler, dini ve mitolojik törenlerde Meksika ve Guatemala
Halkları tarafından kullanılırken, en önemlileri 1950’lerden
sonra daha çok ilgi çekmeye başlayan “Amanita Muscaria”dır.
Sinek mantarı (fly agaric) ya da gelin mantarı olarak da
bilinen bu tür, hepimizin çocuk kitaplarında ve çizgi
filmlerde gördüğü krmızı üzerine beyaz pantiyeleri olan ve en
sevimli görünenidir. En fazla beyni etkileyen bu mantarın
sebep olduğu, “Pantherina Sendromu” da denilen
zehirlenmelerde ruh hali değişir. Manik davranışlar, hayaller,
nedensiz gülmeler, illüzyon ve halüsinasyonlar en önemli
belirtileridir. Daha ağır tablolar olan deliriuma, hatta
epileptik nöbetlere bile yol açan bu mantar türü Sibirya’daki
Şamanlar başta olmak üzere, hindistan ve Japonya’da; bir yeri
işgal etmeden önce cesatret vermesi amacıyla Vikingler
tarafından da kullanılmıştır.
Noel
Baba’nın taşıdığı özellikler ile bu mantar zehirlenmelerinin
etkileri ve şamanik kültür arasında benzerlikler gerçekten
dikkat çekicidir. Peder Nikola, içinde “Muskar” isimli bir
köyü olan; çam, sedir ve meşe ormanlarından zengin bir bölgede
yaşamıştır. Söz ettiğimiz mantarın en çok sevdiği ağaçlardır
bunlar. A. Muscaria, bu ağaçlar ile faydacı bir ilişki
kurmuştur ve hep bunların yanında bitiverir. Yine çam ağacı
olan Noel Ağacı, kutsal Şamanik ağacın bir benzeri iken,
kostümünün kırmızı-beyaz renkleri ve motifleri ile Noel Baba
söz ettiğimiz mantar gibidir. Geyikleri ve kızağıyla, Sibirya
Şamanları’nı aratmayan Noel Baba da bu mantardan yemiş birisi
gibi çok neşelidir. Nedensiz güler.
A.
Muscaria zehirlenmelerinde görülen halüsinasyonlarda “mukhomor
ruhlar” diye de rapor edilen, küçük yaratıklar halinde görülen
görsel sanrılar Noel Baba’nın bacalardan giren yardımsever
“elf”lerine benzer.
Sibirya Şamanları da ren geyiklerinin çektiği kızaklara
binerler. Şaman inancındaki hediyeci tanrı Odin’in geçtiği
yollarda bu mantarlardan çıkar. Yine Odin gibi havada
keçileriyle uçan Cermen tanrısı Thor, şimşek ve üreme
tanrısıdır. Şimşeği attığı yerde de bu mantarlardan çıkar.
Noel Baba da geyikleriyle, aynen bu tanrılar gibi göklerde
dolaşır.
Çoğu
araştırmacıya göre Noel Baba halusinojen olan A. Muscaria’nın
etkilerinin bir sembolüdür. Noel Baba, bir sinek mantarı
şamanının modern ve antropomorfik görüntüsüdür.
Kültürü oluşturan şeylerin aslında bambaşka anlamları vardır.
Hem kim bilir, belki gerçekten maddenin göz alıcı etkisinden
kurtulamayacak kadar şişmandır Noel Baba.
Uyarı! Kafanıza göre mantar yemeyin. Zehirler ve öldürür. Noel
diye çam ağaçlarını kesmeyin bir de...
<< geri
|