|
REKLAMCILIK SÖZLÜĞÜ
(Geliştirilmiş Son Baskı)
Medya: Reklam sektörünün güzide bir kolu. Reklamlarla
haberlerin, eğlencenin ve sanat eserlerinin sınırlarının
silinince asli işlevlerini yitiren araç ve kurumlar. Radyo ve
televizyonların temel işlevleri tüketici üretmek ve pazar
oluşturmak haline gelmiştir. Bunun sağlanabilmesi için
haberlerin nasıl sunulması gerektiği, çekimlerin nasıl
olacağından yayın öncesi ve sonrası ölçümlere kadar bir çok
çalışma yapılır. Bunun için psikologlar, sosyologlar özel
araştırmalar yaparlar.
Reklam: YeniHarman dergisinde bu yazı haricinde
göremeyeceğiniz şey. Kapitalizmin temel direğidir. Modern
kapitalizm ve global üretim ağının sürekliliği reklamcılık
olmadan mümkün değildir.
Beyin İtlafı : Beyinlerin topluca nasıl telef edileceği ve
tüketime uydurulacağı konusunda özel olarak geliştirilmiş
tekniktir. Her gün beyine yaklaşık 300 civarında pazarlama
mesajı girer ve bir Amerikalının bütün hayatının 3 senesini
televizyonda reklamları izleyerek geçer. Türkiye’de de durum
farklı değildir. Reklamlara yeterince maruz kalmış bir beynin
kerhane gibi çalışmaya başlaması işlemin başarıyla
gerçekleştirildiğini gösterir. Nasıl olmanız gerektiğini, neyi
seveceğinizi, kimden hoşlanacağınızı öğrenip iyice kıvama
geldiğinizde yapılacak olan gidip işaret edilen parfümü
sıkmak, içeceği içmek, pantolonu giymektir. Almanız gereken
kınayı öğreneceğiniz güne dek hayatınıza ticari değeri olan
yeni anlamlar katılır.
Zihinsel Kapitalizm: Reklamcılık sayesinde sekteye uğraması
neredeyse imkansız hale gelmiş olan gelişim bozukluğu. Viyana
Teknoloji Üniversitesi’nden Georg Franck’e göre reklamcılık
“zihinsel kapitalizm” in bir parçasıdır. Reklamların bütün
yaşam alanlarını ticari hale getirmesi olmazsa olmazıdır. Amaç
herkesi tüketici haline getirmek ve bu beyinlerde sürekli
zihinsel pazarlar kurmak ve ortaya konulabilecek tüm değerleri
ticari metaya dönüştürmektir.
Göstergebilim: Reklamlarla aslında ne yapılmaya çalışıldığını
ortaya koymak için başvurulması gereken bilim dalı.
Göstergebilim, iletişimde kullanılan tüm öğeleri gösteren ve
gösterilen olarak kabul edip iletişimdeki, zihinle dil
arasındaki kopmaları konu edinir. Reklamlarda kullanılan dilin
şifre çözümü ve iletilen mesajlar göstergebilim açısından
önemli konulardır çünkü reklamlar her gün gerçek bilgi verme
amacından kopmakta ve sembolik yan anlamları daha çok
kullanmaktadır.
Kavram Satmak : Amaç ihtiyacı karşılamak değil, ihtiyaç
yaratmak düsturuyla ortaya atılan ultra-şeytani reklamcılık
yöntemi. Lee S. Bickmore asıl önemli olanın zihinsel pazarda
“kavram satmak” olduğunu söylemiştir. (Barnet ve Müller, 1976:
41-43). İnsanları iyi pazarlar haline getirebilmek için
tutumlarını, alışkanlıklarını, inançlarını değiştirmek
gerekir. Bu mümkün olmadığında bunların temelindeki kavramları
değiştirirsiniz. Satılan kavramın eski anlamı unutturulursa
başarı şansı da o oranda yükselir. Mesela önemli bir
müzisyenden böyle bir kavramı sembolize eden bir melodiyi alıp
kullanırsınız. Melodi değişmese de o kavram değişir ve kontör
kontör, fatura fatura kullanılabilecek hale gelir. Buna alet
olan bir insanın kötü niyetli olduğu söylenemez, küfür ederken
hariç…(bkz. Zülfü Livaneli)
Cinsiyetçilik: Reklamlarda hemen her zaman kullanılan,
önerilen, dayatılan düşünce ve davranış tarzı. Seks
eğilimlerinin sürekli beslenmesi, erkek ve kadınların bir dolu
klişe ile sadece kendi cinsiyetlerine indirgenmesini ve kolay
yönlendirilmelerini sağlar. Kölelik yüzyıllar önce kalksa da,
reklamlarda en kolay satılan halen insan bedenidir.
Çocuk: Reklamlarda tepe tepe kullanılan sevimli yaratık. Bütün
dünyada çocukların reklamları izlemeleri konusunda önlemler
tartışılırken ülkemizde yüzlercesi başrol oynamaktadır. Bu
çocukların ruhsal durumları, gelecekte ne hissedecekleri zerre
kadar önemli değildir. Söz konusu olan reklam yapmaksa her şey
mübahtır.
Alter Ego: Reklamlarda sadece tüketime özendirmek yetmez,
yepyeni bir insan oluşturmak gerekir. Muhatabının sürekli
tüketeceğini garantileyen yeni bir kimlik ve yaşam tarzı
sunmak reklamcılığın çok daha etkili olmasını sağlayacak, hem
bu arada yeni ürünler ve pazarlar için gerekli hazırlıklar
rahatlıkla yapılacaktır. Bilinçdışını hedef alan yayınlar
sürekli tekrarlarla “öteki ben”i oluşturur. Bu hep daha
fazlasını ve yenisini isteyen daha güncel bir organizasyona
sahiptir. Öteki ben yapılandırma safhası tamamlanana kadar
kendini korumalı ancak yeri geldiğinde de harekete
geçebilmelidir (bkz. Zülfü Livaneli). Sonrasında reklam mı
yapar, reklamlarda söylenenlere mi bakar pek de önemli
değildir.
Papa: 1999’da Meksika’ya yaptığı dört günlük gezinin
sponsorları Frito-Lay ve PepsiCo. olan, diğer namıyla II. Jean
Paul de denilen şahıs. Komünizmin Doğu Avrupa’da sona
erdirilmesinde katkıları olmuştur. Sut Jhally ve James
Twitchell reklamcılığı dinlerin bile ötesinde geçtiğini iddia
ederek şöyle yazarlar: “ Kolektif reklamcılık ( yada ticari
medya) insanlığın maruz kaldığı en büyük psikolojik projedir.”
Papa, belli ki bütün yolların, bütün projelerin farkındadır.
Fantezi: Kurulan boş hayallere verilen isimdir. Cinsel
içerikli olmayan, kahve içince insanların dans etmeye
başladığı ya da kot pantolon ve banka kartıyla en güzel
kızların tavlandığı çeşitlerine reklamlarda sıkça rastlanır.
Kafayı boşaltmak ve boş kafaya tüketici özelliklerinin
aktarılması için kullanılır. Günlük hayattaki ekstazik öğeler;
arabalar, cep telefonları v.b. içeren türleri çok daha
etkilidir.
Hitler’den AIDS kapma fantezisi: Seyredenlerin en az bir defa
masturbasyon yapıp, rahatlamalarını ve böylece bir AIDS kapma
tehlikesini daha baştan savuşturmayı planlamış olan AIDS’e
karşı kampanya reklamı. Sloganı “AIDS bir toplu katliamcıdır”
şeklindedir. Sevişen bir çift görülür ve en sonunda erkeğin
Hitler olduğu ortaya çıkar. Söz konusu reklamda kadınla
beraber olan Hitler, doğrudan objektife bakar ve “dikkat edin,
sizi de… im” mesajını verir. Reklam AIDS hastalarını Hitler
yerine mi koyuyor, yoksa Hitler tarafından iğfal edilmiş gibi
mi gösteriyor anlaşılamaz. Reklam videosunda oynayan kadının
çok zevk alması, “Yahudilerin bu kadar hoşuna gitmemişti
sanki” diye düşündürür. Yine de reklamların tecavüzüne uğramak
Hitler’in tecavüzüne uğramaktan iyidir. Stalinli ve Saddamlı
versiyonları da mevcuttur. Hitler’den sonra bu reklam ikinci
bir yüz karasıdır (bkz. www.aids-is-a-mass-murderer.com).
Ekonomiyi kurtarma fantezisi: Türkiye dışındaki hiçbir
reklamcının çekmeye kalkışamayacağı reklam filmi konusu.
Ekonomi ile ilgili “en güvenilir” şahsiyetler oynamış ve ilk
günlerden sonra herkes tarafından alaya alınmıştır. Sakızdan
arttırdığı parayla ekmek alan insanlara işlemediği her gün
defalarca tespit edilmiştir. Konu komşuya reklam olmayalım
diyen babaannemizin bile gerisinde kalan bir zihniyetin
göstergesidir (bkz. Beyin itlafı). Hiçbir işe yaramayacağı,
zaten söz edilen konunun yapılan önerilerle alakalı olmadığı
anlaşılmış olmalı ki (bkz. Vampir yaratıcılık) reklam filmi
dörder dörder çekilmeye başlanmıştır (bkz. Paul Joseph
Goebbels)
Paul Joseph Goebbels: Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı
yapmış olan Nazi. Tekrarın öneminden ve Hıristiyanlığın
sürekli iki bin yıldır tekrar ettiği için başarılı olduğundan
dem vurmuş adam. Reklamcılık en temel kurallarını ona
borçludur. Günümüzde de taktiklerinin eksiksiz uygulandığına
şüphe yoktur. Bazı iletişim fakültelerinde ses kayıtları
öğrencilere dinlettirilir. Şimdiki reklamlar sayesinde onu ve
reklamcılığın nasıl güçlü bir saldırı yöntemi olduğunu ibretle
hatırlarız.
Özgürlük: Kontör almakla, telefonda çok konuşmakla ilgili
olmayan şey. Adı sıralara, defterlere, ağaçlara zevkle
yazılır. Karşı çıkmayı, unutmamayı, alınıp satılmamayı
gerektirir. Reklamlarda öğretilen “daha üstün olmak” veya
“daha güçlü olmak” ile ilgisi yoktur.
Vampir Yaratıcılık: Reklamcıların çok sevdiği, orijinali
“Vampire Creativity” olan terim. Reklamın işlediği yan
olguların ürünün özelliklerinin önüne geçtiğini gösterir. Şu
durumda reklamcılar maşallah vampir gibidir. Başka şey yoksa
ürünün önünde hiç değilse bir kadın bacağı vardır.
Reklamcıların yaratım süreçlerinin ne kadar karmaşık olduğu
buradan bellidir. Bütün sanat eserlerini, düşünsel buluşları
yağmaladıkları halde böyle bir kavramın olması şaşkınlık
vericidir. Ürünü anlamasak da tanımasak da olur, boynumuzu
kurtarabilirsek şükrederiz.
Gerilla Pazarlaması: “Guerrilla marketing” olan
İngilizcesinden çevirdiğimiz reklamcılık terimi. Yeni bir
ürünün hedef kitlede “fısıltı” yoluyla yayılmasını amaçlayan
reklamcılık yöntemi. Hali hazırda tüm iletişim aygıtlarını
eline geçiren bir sektörün bunu neden uygulayacağı merak
konusudur. Zaten bütün şarkıcılar, oyuncular, bilim insanları
açıkça reklamlarda oynayabilmek için yırtınıp durduğuna göre
herhalde ismi de “sakıncalı” bu iş yine bizim bir yanımızda
patlayacaktır. Haydi hayırlısıdır.
Nöropazarlama: Tedavi değil, pazarlama alanını genişletmek ve
ürün satabilmek için fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme
gibi, modern tıp teknolojilerini kullanan tartışmalı alan. Söz
konusu olan sektör psikoloji ve psikiyatri ile birlikte
beyinle ilgili araştırma yapan tüm disiplinleri kullanması tıp
çevrelerinde endişeye yol açmıştır. Amerikan Psikoloji
Birliği’nden de tepki toplayan durum için Robert McChesney
“insanlık tarihinin en büyük psikolojik yönetim denemesi”
olarak yorumlamıştır.
Zülfü Livaneli: Birleşmiş Milletler (BM) Bilim ve Kültür
Örgütü UNESCO’nun genel direktörlüğüne aday olmaya çalışan
“Rönesans insanı”. Müzikte birse, reklamcılıkta kırk kaplan
gücündedir. Reklamların sadece muhataplarında değil, kendi
hizmetine girenlerde de çok feci değişiklikler yaptığını
göstererek bir ilke daha imza atmış şahsiyet. Bazen çok
saldırgan olabilir.
<< geri
|